Ozon Gazının özellikleri

DEZENFEKSİYON ÖZELLİĞİ

Ozon, doğada bilinen en güçlü dezenfeksiyon maddelerinden biridir.

Oksidasyon özelliği sayesinde bakteri, mantar ve virüsler gibi her türlü organizmanın hücre yapısını parçalayan ozon, bu oluşumları yok ederek koku, hastalanma ve çürüme gibi olumsuz oluşumların da önüne geçer.

Gerek hava gerekse de suda kullanılan Ozonun dezenfeksiyon etkisini Klor ile mukayese edecek olur isek, aynı şartlar altında Klordan 3125 kat daha güçlüdür. Bu özelliği sayesinde ozon, gündelik hayatta kullanmış olduğumuz çamaşır suyu vs… gibi dezenfektanların da içeriğinde yer almaktadır.

virüs.png
bakteri-png-8-Transparent-Images.png
 

KALINTI VEYA TORTU BIRAKMAMASI

Bu kadar güçlü bir dezenfektan olmasına rağmen Ozonun dezenfeksiyon işlemlerinde başlıca tercih sebeplerinden bir diğer özelliği ise kalıntı ve tortu bırakmamasıdır.

Doğal bir gaz olan ozon, molekül yapısı sayesinde havada 4 saat sonra, suda ise 15 dakika içerisinde tekrar oksijene dönüşmektedir. Bu özelliği sayesinde dezenfekte işlemi sonrası klor ve diğer kimyasallara nazaran çok daha güçlü bir dezenfektan oluşu ve hiçbir biçimde kalıntı veya tortu bırakmaması, özellikle gıda sanayi gibi kalıntı ve tortuya duyarlı olan sektörlerdeki kullanımını diğer dezenfektanlara göre açık ara avantajlı kılmaktadır.

unnamed.png
 

SICAKLIĞA BAĞLI OLARAK OKSİDASYON ZAMANININ DEĞİŞMESİ

 

Ozon gazının bir diğer özelliği ise sıcaklıktan etkilenmesidir. Ozon uygulamalarında en iyi uygulama 38°'nin altındaki hava ve 25° civarındaki su sıcaklıklarında olmaktadır. Sıcaklığın yükselmesi ile birlikte Ozon gazı daha çabuk oksijene dönüşmekte, buna rağmen sıcaklık ile birlikte Oksidasyon özelliği ise artmaktadır.

derece1.png
 

HAVADAN AĞIR BİR GAZ OLMASI

Ozon gazı havadan daha ağır olup uygulama aşamasında yukarıdan aşağı doğru çöker.

Ozon Gazının bir diğer özelliği ise, etkileşime girmiş olduğu maddeleri birbirine bağlamasıdır. Bu özellik sayesinde havadan ağır olan ozon gazı yüzeye doğru çökerken gerek havadaki bakteri ve virüsleri öldürür, gerekse de çökme anında ölü bakteri ve virüsler ile ortamdaki tozları birbirlerine bağlayarak ağırlaştırır ve onlarında yüzeye çökmesini sağlar.

 

havadan ağır.png
 

REAKTİVİTE ÖZELLİĞİ

Reaktivite, bir maddenin kimyasal reaksiyona girme kolaylığının ölçüsüdür. Reaktivite terimi bazen bir maddenin ne kadar hızlı reaksiyona gireceğini veya kimyasal reaksiyon hızını tanımlamak için de kullanılır.

Periyodik tablodaki elementlerin dizilişi reaktivite ile ilişkilendirilebilir. Bu elementler genellikle periyodik tablonun sağ üst ve sol alt köşelerinde yer alır. (Halojenler, alkali metaller ve toprak alkali metaller gibi)

Düşük reaktiviteye sahip atomlara "Kararlı" denir  ve Ozon gibi Reaktanlar ile tepkimeye girme eğilimleri vardır. Ozon, yüksek Reaktivite özelliği sayesinde havadaki ya da sudaki kendinden daha düşük reaktiviteye sahip tüm atomlarla tepkimeye girerek oksidasyon özelliği sayesinde bu atomlara yapışır.

Bu sayede hava ve sudaki toz, bakteri, virüs vs... gibi her türlü element Ozon sayesinde birbirlerine bağlanarak daha fazla kütle kazanır ve zemine çökmeye başlar. 

Ozon Gazı, elementler arasında bir nevi tutkal görevi görürken aynı zamanda da Oksidasyon özelliği sayesinde Reaktif olduğu maddeyi de okside ederek dezenfekte eder. 

evrimagaci.org_public_content_media_0575
 

AĞARTMA ÖZELLİĞİ

Ozon gazı aynı zamanda çok güçlü bir ağartıcıdır.

Bu özelliği sayesinde Ozon Gazı, Tekstil Sektöründe kumaşların ağartılmasında ve Un Sektöründe Buğdayın Ozonlanarak renginin açılmasında ve Diş Hekimliğinde dişlerin ağartılmasında sıklıkla kullanılmaktadır.

diş ağartma.png
 

Ozon Gazı ve Sağlık

SAĞLIK ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ NELERDİR?

Ozon, her şeyin fazlasının insan sağlığına vermiş olduğu zarar kadar insan sağlığına zararlıdır. 

Ozon gazı, atmosferde doğal olarak bulunan ve sürekli soluduğumuz bir gazdır. Normal koşullarda soluduğumuz atmosferde 0.4ppm kadar Ozon gazı bulunmaktadır.

Aşırı dozda Ozona maruz kalmanın yan etkileri fazla miktarda oksijene maruz kalmak ile aynıdır. Aşırı dozda Ozona maruz kalanlarda, ilk etapta göz kızarması, akabinde baş ağrısı ve mide bulantısı gibi yan etkiler görülür.

Sürekli olarak aşırı dozda ozona maruz kalanlarda ise bu belirtiler solunum yolu bozukluğuna kadar ilerleyebilir.

Sağlık.png
 

OZONU GÜVENLİ BİR BİÇİMDE KULLANABİLİR MİYİM ?

Ozon Gazı, 100 yılı aşkın bir süredir ticari olarak kullanılmaktadır.

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü (NIOSH), İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi (OSHA) gibi Uluslararası Kuruluşlar, Ozon Gazı ile ilgili çok uzun yıllardan bu yana çalışma yapmış olup Ozon Gazının güvenli bir biçimde kullanılabilmesi için Literatür oluşturmuşlardır.

Ozon Jeneratörleri, Ozon üretimi için ihtiyaç duydukları Oksijeni ortamdaki hava ya da saf oksijen beslemesi olmak üzere iki şekilde elde ederler. Genellikle portatif ürünlerde oksijen tedariki için ortamdaki hava kullanılmakta olup bu tip uygulamalarda kontrollü bir biçimde Ozon Gazı üretimi çok önemlidir.

Bilindiği üzere ortam havası olarak nitelendirdiğimiz havanın %21'i Oksijenden (O), %78'i ise Azottan (N) oluşmaktadır. Ozon üretimi esnasında serbest kalan Oksijen atomları birbirleri ile etkileşime girdiği kadar havadaki diğer gazlarla da etkileşimde bulunabilirler. 

Kontrol edilmeyen bir Ozon üretim sürecindeki en büyük risk, Serbest oksijen atomunun Azot ile tepkimeye girerek NO-NO2 molekülünü oluşturmasıdır. NO-NO2 molekülünün nem ile birleşmesi halinde HNO3  (Nitrik asit ya da halk arasındaki ismi ile kezzap) oluşturma potansiyeli mevcuttur. Bu risk, AB standartları gereği 8 gram / saat üstü ozon gazı üretim kapasitesi olan ozon jeneratörlerinde mevcut olup üzeri üretimler için Ozon jeneratöründe oksijen beslemesi olması zorunludur.

Uluslararası Standartlar dahilinde üretilen Ozon çok büyük bir güç olup, kontrolsüz üretimler ise faydadan çok zarar sağlamaktadır.

who.png
FDA-logo.png
NIOSH Logo.png
Osha Logo.png